tan-
Lazca (Genel)
ntan-
Fiil
ışımak, parlamak; yüz boyası kullanmak; sabaha kadar uyanık kalmak
ğvalepe utanups, yanaklarını boyar; nutaneps (Çikobava 1929: 157-19) ona ışık tutar; dovotanept (K̆art̆ozia 1972: 103-21); meutanat̆it (Çikobava 1929: 97-21) dotanapan (Asatiani 1974: 1974 58-37); gontanun (K̆art̆ozia 1972: 166-28) şimşek çakıyor, yıldırım var, Marr: gontanups, aynı anlam; meutanit te (Çikobava 1929: 97-20) tanu (Çikobava 1929: 39-19) hava aydınlandı; (Çikobava 1936: 78-27) dotanu (Çikobava 1929: 47-5) dotanun, gün ağarıyor; tanun, parlıyor; te tanun (K̆art̆ozia 1972: 124-27) ışık parlıyor; te tanut̆u (K̆art̆ozia 1972: 124-34); tanut̆aşa (Qipşiz̆e 1939: 10-7) tani, muruʒxi, tani (Tandilava 1972: 5...) parla, yıldız, parla!; mitanun, gitanun (Tandilava'72 s. 132), utanun (Qipşiz̆e 1939: 44-13) üzerime, üzerine, üzerine bir şey parlıyor; peçeşen moşatanur... muç̆o ağani tuta (Vanilişi/Tandilava 1964: 164) peçenin ardından yeni ay gibi parlıyorsun; bilinmeyen şimdiki zaman formuyla: mç̆ima ti kagontanu (K̆art̆ozia 1972: 100-7) yağmur dindi; t̆aroni gotanu (Çikobava 1929: 54-13) hava açtı
Son güncelleme :
25.06.2026
Sorun Bildir
Bu kelimede hata veya eksiklik mi buldunuz?